It's my wonderland.....

Text

Bugünü eğer birgün gelirde unutursam veya unutmak istersem diye not alıyorum defterime.Hayatımda geçirdiğim en güzel gündü.Bana acı bir gerçeği hatırlatmışta olsa bu dünyada geçirdiğim en güzel gündü dostlarımla.Sanırım onların varlıkları benim için yaşanabilir kılıyor bu dünyayı.İyi ki varsınız.Siz olmasaydınız sanırım gerçekten yaşanılmaz bir yer olurdu bu dünya.Ayrı ayrı teşekkürler S.G. , S.B. , A.E. .

Text

Bu yazıya nasıl başlayabilirim diye uzun uzadıya düşündüm.Bulamadım aslında.Herneyse şuanda yazıyorum.Unutmadan yazıyı yazmamdaki neden aklıma o zamanlar benim için büyük önem teşkil eden bir adamın söylediği sözdü.Bana;”Herkes yazabiliyor.Sende sağlıklısın ve o ^Herkes^in içindesin.Tek gerekli olan bir daktilo ve hayal gücü” demişti.Yazıyı okuyan olursa “Daktilo mu kaldı?” ya da daha farklı sorular sorabilir.Ben 90’ları yaşamış bir insanım.Bilgisayarla tanışmam 90’ların sonunda oldu.Ayrıca dedemin eskiden bir daktilosu mevcuttu.Herneyse fazla uzatmak istemiyorum.Sonuçta içimde bir yazma hissi var.Evet daha önceden dediğim gibi içimde farklı karakterler yaşatmayı seven ve bir o kadar da hayal kurmayı seven bir insanım.”Melancholy Man” ve “Mr. Lonely” bunlardan yalnızca birkaçı.Ruh halimin “Melancholy Man” e yakın olduğu bir zamandı.İçimdeki diğer ses,beden,ruh ya da herneyse yine bir şeyler fısıldadı.Bana sadece kendim olmamı,başkalarının dediklerini,başkalarının yazılarını kullanmadan kendi dediklerimi yazmamı söyledi.Şuanda ilk defa kendimi bu kadar çok kendim hissediyorum.İlk defa sokağa çıkarken “Ne giymeliyim?,Bu giydiklerimi çevremdeki insanlar nasıl karşılar?Beğenirler mi?” diye düşünmeden dışarı çıktım.Garipti sanırım gerçek ben;biraz fazla salaş,rahat ve umarsız tavırlara sahip.Dışarı çıktım ve otobüse binip herhangi bir kafeye gittim.Menü hayli can alıcı olsada her zaman ki gibi çay aldım.Garip bir şekilde çevremi gözlemliyordum.İnsanlar garip gelmişti gözüme.Sanki hepsi yapmacık gibiydi.Garson hayatından bezmiş,patron yeni gelen müşterileri gözlemekteydi.Sonuçta yeni müşteriler daha çok para getiriyordu.Herneyse oradan hesabı ödeyip kalkma gereği duymuş olucam ki hesabı istedim.Hesabı öderken sanki kolumu kaptıracakmış gibi hissettim.Yürüdüm,yürüdüm ve yürüdüm.Yine başlamıştı amaçsız yürüyüşler…Sonunda yağan yağmurun altında yürümenin daha fazla zevk vermeyeceğini düşünerek ilk gördüğüm otobüs durağının altına sığındım.Şimdilik bu kadar demek istiyorum.Aslında yazıcak çok fazla şey var ama telefon bu iş için yetersiz kalıyor.

Text

Sabah kalktım ve rutin angaryaları atlattıktan sonra otobüsteki standart yerime geçtim.Bu yazıyı her sabah oturduğum,yerimin şaşmadığı koltuktan yazıyorum kısacası.Düşündüm ve kendi kendime “M MUTLU OLMAK ADINAutlumusun” diye sordum.Cevap hayatımın standart angaryaları gibiydi.”Hayır”.Kesin ve net bir “Hayır”.Sonra “Neden?” kalıbını yedirmeye çalıştım kendi kendime.Neden mutsuzdum acaba?Sonra insanı mutlu eden nedenleri düşündüm.Aslında ortada birçok neden vardı ama sanırım bana ulaşamıyordu bu nedenler.Garip bir şekilde hayatın bana herkesten farklı davrandığını düşünüyorum aslında.Bazı noktalarda gereğinden fazla üzücü olduğu gibi bazı noktalarda da beni hayli sevindiriyor küçük şeylere.Ama sevinçlerim beni mutlu kılamıyor.Sanırım benim mutlu olmak için geçerli ve sağlam nedenlerim olmalı.Yani bu konuyu biyolojiyle özdeşleştirirsek “Ben tezlerle mutlu olamıyorum.Bana kanun gerek.” diyebiliriz.Şimdi aranızda “Elindekilerle yetinmezsen mutluda olamazsın ve elindekileri de kaybedersin.” diyenler olucaktır.Onlara cevabım: “Mutsuzluğumun olduğu konularda elimde zaten hiçbir şey yok.Ben küçük şeylerle yetinmesini bilen bir insanım zaten.Ama bir hiçliğe de tahammülüm yok ne yazık ki!”.Sonuçta mutlu olmakta benim elimde diyenlerinizde olucaktır.Şu dünyada hiçbirimiz nedensiz mutlu olamayız.Hangimiz havadaki martı uçuyor diye mutlu hissetti kendisini?O noktada bile biri nedeniniz vardı emin olun.Ya aşıktınız ve duyduğunuz ilgi,duygularınız karşılıksız kalmamıştı.Ya ağır hasta olan bir yakınınız hastalığını atlatmıştı….Ya da daha sayabileceğimiz milyonlarca neden….İşte sorunum bu benim.Mutlu olmak adına ne yapıyorsam,hangi nedeni ön plana atsam hepsi silinip yok ediliyor.Son olarak ben mutlu olamıyorsam kimse olamasın prensibine sahip değilim. 

Text

Ne için yaşıyoruz gerçekten?Amacımız ne?Hangi nedenlerden ötürü kızıyoruz,seviniyoruz?Neden bazen boşa kürek çekiyoruz?Nedenlerimiz bizi hangi uç noktalara sürüklüyor?Neden buradayız?Vakit neden en zevk aldığımız/mutlu olduğumuzu düşündüğümüz zamanlarda umarsızca,kayıtsızca akıp geçiyor?Kimiz biz?Neden ve ne için yaşıyoruz?

Text


Öncelikle herkese selamlar.Aslında ^Tumblr^ kullanmak gibi bir düşüncem yoktu ancak başta benim sonra insanların internete olan bağlılığı beni buna mecbur bıraktı.Şuanlık kendi dünyamda yalnızım.İlerleyen safhalarda neler göreceğiz bende bilmiyorum.Uzun lafın kısası ^Girdik bakalım.Hadi hayırlısı.^